Makineyi kurduktan sonra yeni başlayan hemen herkesin aklında aynı düşünce olur: bir an önce çok üretip yatırımı geri almak. Anlaşılır bir istek. Ama yıllardır sahada gördüğümüz en yaygın hata da tam buradan çıkıyor.
Hızlı para kazanmak isteyen müşteri makineyi gün boyu durmadan çalıştırıyor. Karışıma yeterince özen göstermiyor, kalıbı temizlemeyi atlıyor, yağlamayı “yarın yaparım” diye erteliyor. İlk haftalar her şey yolunda görünüyor. Sonra mal kötü çıkmaya başlıyor, makine arıza yapıyor ve kazandığını sandığı para tamire, iadeye, kaybedilen müşteriye gidiyor. Çok üretelim derken zarar ediliyor.
Peki iyi briket nedir? Bizim ölçümüz basit: sevkiyatta ve şantiyede kırılmayan briket iyi brikettir. Kamyona yüklenirken, indirilirken, duvara örülürken köşesi dökülmüyor, ortadan çatlamıyorsa işini görüyor demektir. Müteahhit de bunu bilir. Bir kez kırık mal gönderdiğiniz yere ikinci kez mal satmak çok zordur.
Kaliteyi belirleyen şeylerden biri de sabır. Briket makineden çıktığı gün satılmaz. Üretimden sonra en az üç gün bekletilmesi gerekir. Bu sürede briket sertleşir, taşınmaya dayanacak hâle gelir. Acele edip erken sevk edilen malın kırılma ihtimali çok daha yüksektir ve bu kırık mallar sizin adınıza konuşur.
Bakım da üretimin bir parçasıdır, ondan ayrı bir iş değildir. Her gün birkaç dakika ayrılan temizlik ve yağlama, haftalarca duran bir makineden çok daha ucuzdur.
Kısacası, bu işte kazandıran şey hız değil, düzen. Malınız sağlam olursa müşteri sizi kendisi arar. Çok üretmek ise ancak iyi üretmeyi oturttuktan sonra işe yarar.